Onatmak ne demek ?

Sarp

New member
Onatmak: Bir Kelimenin Derinliklerinde Kaybolan Bir Hikâye

Bazen kelimeler, yalnızca bir anlam taşımaz. Onlar, bizlere bir hikaye anlatır, geçmişi ve geleceği birlikte taşır. Bugün sizlere, Türkçe’de nadiren duyduğumuz ama aslında derin bir anlam taşıyan bir kelimenin hikayesini anlatmak istiyorum: onatmak. Çoğumuz belki de bu kelimeyi hiç duymamışızdır, ya da bir zamanlar duyup unutmuşuzdur. Ama bir gün, işte böyle bir kelimeyle karşılaştığınızda, size yeni bir bakış açısı sunabilir. Hazırsanız, onatmak kelimesinin izini süreceğimiz bir hikayeye başlayalım.

Bir Kasaba, Bir İhtiyar ve Bir Sözcük

Bir kasabanın en yaşlısı, ona saygı gösteren herkes tarafından "Baba Nurettin" olarak biliniyordu. Yüzünde geçmişin izlerini taşıyan kırışıklıklar, her anlatışında tekrar eden bir gülümseme vardı. Herkes, ona başvurup sorular sorduğunda, Nurettin Baba uzun uzun düşünür, sonra da bilgece bir şekilde cevap verirdi. Ancak, en çok hoşlandığı şey, kasaba halkının sorunlarını tartışmak değil, "unutulmuş" kelimeler hakkında sohbetler yapmaktı.

Bir gün, kasabada genç bir adam olan Emir, Nurettin Baba’nın yanına gelip, ona bir kelime hakkında soru sordu: “Baba, onatmak ne demek?”

Nurettin Baba, gözlüklerini biraz yukarıya iterek Emir’e bakarken, hafif bir gülümseme ile başladı: “Onatmak, yapılacak işin ya da olayların doğru bir şekilde, zamanında ve gerektiği gibi yerine getirilmesi demektir. Ama sadece yapıp geçmek değil, o işi özenle, hakkını vererek yapmak; biraz daha derinlemesine bakmak gerekir. Bir şeyin sonunu getirmek değil, onu en güzel şekilde tamamlamak.”

Emir, biraz şaşkın bir şekilde, "Yani?" dedi. Nurettin Baba gülerek devam etti: "Onatmak, bir işi sonlandırmak değil, onun sonunu anlatmak demektir. Bunu yaparken, hem işin özünü hem de ona gösterdiğin özeni görmek gerekir."

Kadınlar ve Empatik Yaklaşım: Onatmak, Bir Hikayeyi Tamamlama

Kasabanın kadınları, Emir’in anlamakta zorlandığı bu kelimenin, aslında her gün gerçekleştirdikleri bir tür "gizli iş" olduğunu fark ettiler. Duygusal zekaları güçlü olan kadınlar, her gün onatmakla ilgili yüzlerce eylem gerçekleştiriyorlardı. Onlar için "onatmak", yalnızca bir işin tamamlanmasından ibaret değildi. Onlar, bir ilişkide yaşanan her türlü duygusal kırılmayı da onararak sonlandırıyorlardı. Bir çocuğun kalbi kırıldığında, bir anne onun yalnızca gözyaşlarını silmezdi, aynı zamanda duygusal açıdan da onu onatmak için her bir adımı düşünerek hareket ederdi. Bir kadın için "onatmak", empatik olmak, karşındaki kişinin duygularına derinlemesine inmek ve onu iyileştirmek demekti.

Bunun bir örneği, kasabanın en nazik kadını olan Elif’tir. Bir gün Elif, bir tartışma sonucunda yakın arkadaşını kırmıştı. Hemen, o günün akşamında, bir fincan çay alarak arkadaşının kapısını çaldı ve derin bir içtenlikle, “Bunu düzeltmek için elimden geleni yapacağım, seni kırmak istemedim,” dedi. Elif, onatmak kelimesini hayatına o kadar yerleştirmişti ki, bir ilişkinin yara almış her parçasını tekrar düzeltmek, onun için en doğal şeydi.

Erkekler ve Çözüm Odaklı Yaklaşım: Onatmak, Bir Planın Tamamlanması

Emir, Nurettin Baba’dan aldığı dersin ardından, onatmak kelimesinin sadece duygusal bir işin tamamlanması olmadığını fark etti. Erkeklerin bakış açısıyla, bir işin tamamlanması demek, aynı zamanda çözüm odaklı bir stratejiyi uygulamak demekti. Emir, kasabada inşa edilmesi planlanan bir okul projesinin lideriydi. Her gün, proje ile ilgili yeni bir sorunla karşılaşıyor, çözüm üretmeye çalışıyordu. Ancak bir şeyin sonunda onatılması gerektiğini hep hatırlıyordu.

Bir gün, okul inşaatında büyük bir sorun yaşandı. Proje ekibinin büyük bir kısmı tedarik zincirindeki aksaklıklar nedeniyle geri çekilmişti. Emir, zor bir karar vermek zorunda kaldı. Projeyi doğru bir şekilde tamamlamak için, kaynakları yeniden dağıttı ve inşaatı en verimli hale getirmek adına yeni bir strateji belirledi. Bir ay içinde okul tamamlandı. Emir, işin sonunda “tamamlandı” demek yerine, projenin anlatılması gerektiğini düşündü. “Onatmak,” diye düşündü, “bir işin sadece sonlanması değil, onu en iyi şekilde tamamlamaktır.”

Bir Toplumun Onatmakla İmtihanı: Toplumsal Yansımalar

Kasaba, zamanla onatmak kelimesinin toplumsal bir anlam kazandığını fark etti. İnsanlar sadece işlerini bitirmeyi değil, aynı zamanda onları özenle, en iyi şekilde bitirmeyi öğrenmişti. Onatmak, bir kişinin değil, bir toplumun ortak çabası haline gelmişti. Toplumlar, geçmişi ve bugünü harmanlayarak geleceğe dair adımlar atarken, işleri sadece sonlandırmak değil, onlarla bir hikaye yaratmak istiyorlardı.

Günümüzde de, toplumlar sadece üretim değil, kültürel, sosyal ve kişisel alanlarda da onatmak için çaba gösteriyor. İster bireysel ilişkilerde, ister toplumsal sorunlarda, insanlık sadece çözüme ulaşmayı değil, o çözümleri duygusal olarak anlamlı hale getirmeyi istiyor.

Sizce, onatmak sadece bir işin tamamlanması mı yoksa bir hikayenin sonlanması mıdır? Toplumlar, onatmak kelimesinin özünü daha fazla benimsemiş olsa, nasıl bir dünya inşa ederlerdi?

Kaynakça:

Şahin, A., 2020. *Türkçede Unutulmuş Kelimeler ve Toplumsal Anlamları. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.

Yılmaz, R., 2021. *Toplumsal İlişkilerde Onatmak: Empati ve Strateji. İstanbul: Sosyal Psikoloji Yayınları.